10 Ocak 2017 Salı

Kadim Dostumuz Keçenin İlginç Hikayesi


KADİM DOSTUMUZ KEÇENİN İLGİNÇ HİKAYESİ

  

Keçe sözcüğünü inceleyen araştırmacılar, bu kelimenin Batı Türkleri ile Oğuzlar arasında gelişmiş ve yayılmış olduğuna inanmaktadırlar. Keçe, M.Ö. 3. yüzyıldan başlayarak, Asya’da yaşayan göçerlerin yaşamında çok önemli bir yer tutuyordu.
Asya göçerleri için keçe yalnızca ihtiyaç duydukları değil, aynı zamanda inançlarını, mitolojilerini yükledikleri, hatta tapındıkları bir üründü. Asya keçesi, 10. yüzyılda göçerlerle birlikte Anadolu’ya geldi. Ancak, Hititler’ de 3-5. yüzyıllarda keçenin varlığını gösteren mezar buluntularına da rastlanıyor.
Hıristiyanlıkla bir arada yaşayan keçe, yarı göçer bir toplumun oluşmaya başladığı süreçte İslamiyet’le tanıştı.
Müslüman misyonerlerle birlikte keçe de Balkanlar’ı, Kuzey Afrika’yı ve Orta Avrupa’yı gezdi. Osmanlı İmparatorluğu döneminde saray, ürün standartlarını denetliyor ve ustalara belirlediği yüksek standartlara uygun keçeler sipariş ediyordu.
Şamanizm döneminde keçe gündelik yaşamda çok önemli bir yere sahipti. Tapınma unsuru olarak kullanılıyordu. Şaman’ın kostümü ile fal bakmak için kullandığı objelerin çoğu keçeden yapılıyordu
Eski Türkler’ de Kaan’ın taç giyme töreninde keçe çok önemli bir yer tutardı. Yeni seçilen Kaan‘ın iktidarını pekiştirmek için üç kez ak keçeden yapılmış seccade üzerinde hoplatılarak kutlanırken, ok yarasına ana sütü, keçe ve dağ lalesi karışımı sürülürdü. Dede Korkut destanında da keçenin önemi ve toplumsal katmanlar arasındaki simgeselliği çokça anlatılır. Obalarda zenginler desenli beyaz, orta halliler beyaz, fakirler ise kara keçe çadırlarda yaşarken, ortak olarak hepsi çeyizlerinde keçeye ağırlıkla yer verirdi.
Türkçe’ de, keçe sözüne ilk kez XI. yüzyılda Kaşgarlı Mahmud’un Divan-ı Lügati’t-Türk adlı eserinde rastlanmıştır. Keçe kelimesinin, geçme-geçmek (kaynaşıp birleşmek anlamında) kelimeleri arasındaki bir ilişkiden dolayı kullanılmaya başlanıldığı düşünülmektedir. Türklerin günlük yaşamında önemli bir yeri olan “keçe” sözcüğü, “kidhiz / kidiz / kiz / kiiz / kiyiz” şeklinde adlar almıştır. Kullanılan bu tekniğin ilk örnekleri Uygur dönemine ait örneklerde görülmektedir. Tepme keçe veya fabrikasyon olarak üretimi yapılan keçe yapımında, koyun yünü dışında tavşan, yünü, deve yünü, tiftik, keçi kılı da kullanılmaktadır.
Türkçe’ de, keçe kelimesinden çok eski zamanlara ait olan ve aynı anlama gelen Kidiz kelimesi de vardır. Çeşitli kaynaklara göre bu kelime çeşitli Türk topluluklarında bazı farklı şekillerde kullanılarak eski çağlardan günümüze kadar ulaşmıştır. Kaşgarlı Mahmut’un ünlü divanında Kidiz kelimesi de geçmektedir. Türkmenler’ in Kidiz’i çadır örtüleri ve göç zamanı bürgüleri anlamında kullandığı görülmektedir. Kuzunun ilk kırkımı olan haziran yününden keçenin iyisi, koyunların ikinci kırkımından olan ağustos yününden ikinci kalite keçe imal edilir.
Osmanlı zamanında sarayın kullandığı yeniçeri başlıkları, serpuşlar, içlikler, çizmeler ve sefer çadırları keçeden yapılmaktaydı.
Anlatılan anonimlere göre yüz yıllar önce keçenin keşfini yapan, keçe ustası Ebu Said Libabid’dir. Ebu Said Libabid yünü sıkıştırmak için ayaklarıyla döverek (teperek) günlerce uğraşmış. Ancak bu uğraşları bir sonuç vermemiş, Dövülen yünler tekrar açılmaya başlamıştır. Uzun müddet bu işlemi yapan Ebu Said Libabid’ dir ne yazıktır ki tekrar aynı sonuca varınca kederinden ağlamaya başlamıştır. Ancak daha sonraları fark etmiştir ki; gözyaşlarının düştüğü yerler dağılmamaktadır. Bunun üzerine Ebu Said Libabid keçeyi döverken su katılması gerektiğini anlamış ve bundan sonra, keçe dövme işlemini su ile yapmaya başlamıştır.
Keçe kullanım amacı bakımından sanayileşme devriminden önce birçok alanda kullanılmış ancak teknolojinin ilerlemesi ile bu kullanım alanları gittikçe azalma göstermiştir.
Günümüzde modern evlerimizin süsü olarak da kullanılan keçe yapımında; yün önce temizlenir, sonra rengine göre ayrılır. Didme işleminden sonra hallaç tarafından tel tel ayrılır. Gerekli renk ve motifler hazırlandıktan sonra kalıplama verilen keçede kök boyası kullanılır. Kalıba dökülen keçe düzgünce dürülür, bir uçtan bir uca sarılır ve 3-4 kişi tarafından 30-40 dakika tepilerek dövülür. “Ten ile yoğrulmuş yün hamuru” denilen keçe, sabahtan akşama kadar tamamlanmazsa kalitesi düşer.

Geçmişte kullanımı yaygı, yolluk, seccade, yastık, eğer örtüleri, çadır gibi ev eşyası ya da kepenek, çizme, çorap, patik vb. giyim eşyası olarak üretilen bu ürünler, günümüzde atölyelerde yörelere özgü desen, renk, motiflerle bezenen desenli veya desensiz olarak üretilebiliyor.
Yünün elle veya makinelerle atılarak, genellikle doğal yün renginin (beyaz, siyah, kahverengi) zeminde kullanıldığı, desenlerin ise sentetik boyalarla renklendirilen keçeler ile oluşturulduğu görülmektedir. Desenlerde çoğunlukla geometrik bezemelerle birlikte figürlü, doğadan sitilize edilmiş motifler de kullanılmaktadır.
Yün doğal bir malzeme olduğu için, çok faydalıdır. Evde kullanıldığında odadaki nem oranını düzenler. Çok nemliyken, nemi alır, çok kuru bir hava varken de ortama nem ekler. Çalışma sırasında da yünlere dokunmak, okşamak insanı çok sakinleştirir. Özellikle çok hareketli çocuklar yün ile çalışırken sakinleşirler.
Hammaddenin yeterli olmasına rağmen keçe yapımında yoğun emek, zaman harcanması, elde edilen gelirin az olması, eskiye nazaran kullanım alanının sınırlı olması gibi nedenlere rağmen Afyon, Şanlıurfa, Konya, Balıkesir, İzmir, Kars, Erzurum'da biraz daha yoğun olmak üzere birkaç ilde üretimine hala devam edilmektedir.

Desen Oluşturmada Kullanılan Renkli Keçenin Hazırlanması

Bir teneke kutuda veya kazanda kaynatılan suyun içine istenilen renk için yün boyası atılır ve karıştırılır. Boya boza kıvamına gelince kazanın altındaki ateş azaltılarak içine renksiz keçe parçaları atılır ve kaynamaya bırakılır. Boyanın içine atılan bir avuca yakın tuz boyanın keçeye tamamen geçmesini sağlar ve yarım saate yakın boya içinde bekletilen keçeler istenen rengi alınca boyadan çıkarılır. Açık havaya çıkarılarak kurumaya bırakılır.
Bu şekilde birçok renkten hazırlanan renkli keçeler desen yapımında kullanılır. Keçeler desene göre kesilerek kullanılır.
Yapılan keçe ürünleri sanayii ve kırsal kesimin ihtiyacını gidermeye yöneliktir. Balıkesir’de yapılan sanayi keçeleri ile kepenekler Eskişehir, İzmir, Ankara, İstanbul, Kastamonu, Bilecik, Bursa ve civar ilçelere pazarlanır.
Günümüzde hanımlar çeşitli kurslarda veya evlerde hobi veya satış amaçlı birbirinden güzel el yapımı keçe tasarımlar ortaya çıkarıyor.


Keçe Çeşitleri

1. Ala keçe (Yazgı Keçesi): Yaygı keçesi de denir. Evlerde, çadırlarda alaçık (kulübe) ve topak evlerde yerlere serilen desenli veya desensiz değişik boyutlarda keçelerdir.
2. Turluk: Genellikle Toroslar’da ve Anadolu’daki Göçerler de alaçık üzerine örtülen düz siyah veya düz kirli renkteki keçelerdir. Yaklaşık olarak ölçüleri 120-130 ile 180-200 cm’dir.
3. Süt Keçesi: Bir parmak kalınlığında süt kazanının üzerine örtülen beyaz keçedir. Amacı süt piştikten sonra sütün hem çabuk soğumasını önlemek hem de toz topraktan sütü korumaktır.
4. Yük Keçesi: Göçerlerde yolculuk sırasında eşyaların yağmurdan ve pislikten korunması, yerleşik durumda eşyaların üzerine örtülerek dağınıklığı saklamak amacıyla kullanılır.
5. Eyer Keçesi (Ter Keçesi): Eğerin üzerine geçirilen ve atın sağrısını örten, çoğunlukla saraçlı, tiftik püsküllü desenli veya desensiz keçelerdir.
6. At Keçesi (Belleme): Çıplak at üzerine konularak eğer vazifesi gören, bazen eğerin altına yerleştirilen 2 cm kalınlığındaki bu keçelerin üzerinde zikzaklı fitil ve ay yıldız nakışları bulunur.
7. Deve Keçesi: Develerde havutun (deve semeri) altına konulan düz keçedir.
8. Sargı (Bebe Keçesi): Göçerlerde ve yörüklerde bebeğin kundaklandığı üzeri desenli kare formlu bir keçedir.
9. Kepenek: Çobanlar tarafından giyilen bu keçe, beyaz ya da mor yünden yapılır ve genellikle nakışsız olur. Ancak göğüs kısımlarında nakışlı olanlara da rastlamak mümkündür. Tek parça halinde yapılan, yaz günlerinde gölge sağlamasından dolayı serinlik, kışın ise sıcaklık veren çoban keçeleri dikişli ve dikişsiz olarak ikiye ayrılır. Ustalık ve özen istemesi bakımından dikişsiz türleri daha kıymetlidir.
10. Kış Keçesi: Beyaz yünden düz veya nakışsız olarak yapılan bu keçelerin çevresi “çirtik” olarak tabir edilen zikzaklı bir şekildedir. Yapıldıktan sonra yün boyası ile tamamen turuncu veya pembe renge boyanır. Kış aylarında evlerde ağırlanan misafirlerin oturdukları yün minderler üzerine serildiğinden ebatları alttaki minderin ölçüsünde olur.
11. Sünger Yatak Keçesi: Kauçuk minderlerin piyasaya sürülmesi ile gelişen bu keçe türü 1 cm kalınlığında olup, minderin ölçüsüne göre yapılır ve nakışsızdır. Minderin üzerine serilir ve çarşafla kaplanır. Kauçuk minder ile insan vücudu arasında kalan bu keçe sağlıklı olması bakımından tercih edilmektedir.
12. Börk: Yeniçeriler’e mahsus beyaz keçeden yapılan ve başa giyilen başlıktır.
13. Hartavi: Sipahiler’in giydiği, Yeniçeri keçesine benzeyen toparlak, keçe külahtır.
14. Sikke: Mevlevi dervişlerinin giydiği deve tüyü rengindeki keçe külahın adıdır.
15. Zerrin Külah: Osmanlı Saray Teşkilatı’nın (1928′den önce) Zülüflü Ağalar diye anılan iç oğlanlarının giydiği üzeri som altın sırma işlemeli ve en iyi keçeden yapılmış iki tarafında birer zülüf olan başlıktır.
16. Külah: Dikişsiz, tek parçadan yapılmış sivri uçlu başlık. Keçeci esnafı giyer.
17. Üsküf: Yeniçeri börkünün kenarları sırma işli bir çeşididir.
18. Taç: Şeyh ve dervişlerin giydiği, keçeden yapılmış başlık ki bu başlıklar üzerindeki destar ve dilimler tarikatları belirlerdi.
19. Takke: Halk tarafından giyilen başlıktı.
20. Arakiyye: Mevlevilerin giydiği bir cins keçe başlıktır. Sikkeden daha ince ve daha kısadır.
21. Aba: Siyah ve beyaz keçeden yapılan önü açık hırka.
22. Çuval: Sıcağı soğuğu geçirmediği için Cumhuriyet döneminde ve öncesinde kar ile Afyon sakızının nakliyesinde kullanılırdı.
23. Seccade: Namazlık, camii keçeleri.
24. Yamcı: Süvarilerin yağmurda giydikleri keçeden yapılmış başlıklı pelerin.
25. Şırmak (Şırdak): Türkistan’da keçenin üzerine ayrı keçelerden yapılmış desenlerin yapıştırılması veya dikilmesi ile yapılan, renkli aplike yer keçeleridir.
26. Top Keçe: Renkli veya renksiz olup saraçlar, semerciler, ayakkabıcılar, tarafından alınırlar.






Hiç yorum yok:

Popüler Yayınlar